Annelik

Hamileyken Yazmak

İnsan neden yazar? Bunun üzerine sayısız yazı yazılmış, konuşulmuş, tartışılmış, bin bir çeşit fikir çıkmış tarih boyunca. İlk başlarda yazamamış resmetmiş mağara duvarına, sonra taşlar dizmiş, yapılar yapmış, destanlar, şiirler, romanlar, anılar, öyküler yazmış. Hep yazmış, çizmiş, hep kanıtlamak istemiş, bu dünyadan geçtiğini, paylaşmak istemiş duygularını, düşüncelerini. Hep bir sonrakine not yazıp evden çıkmak gibi sanki. Ben de buradaydım demek için.

Andre Gide der ki: “Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır.” Artık çok uzaklara, bilinmeze gitmiş olsak da, isteriz ki, bir şeyler kalsın bizden. Bazen de unutmak üzerine programlı benliğimize sanki çelme takmak ister gibi unutmamak için yazarız. Acılarımızı, aşklarımızı, özlemlerimizi, hayalini kurduklarımızı.

Sonra bir gün en güzelini beklerken yazıyor buluruz kendimizi. Kendimize şaşarak, hiç tanımadığımız birini bu kadar sevebiliyor ve heyecanla bekliyor olmamızın şokunu henüz atlatamadan, ona, size hissettirdiklerini, saati saatine not tutarken, yüzümüzdeki gülümsemede, içimizdeki heyecanda tanışırız yeni kendimizle. Her şey bir anda değişmiştir ve hiçbir şey artık aynı olmayacaktır. Ne siz, ne yaşamınız, ne de artık öncelik sıralamanız.

Bu süreçle birlikte tanışacaksınızdır felaket tellallarıyla. Korkunç hamilelik hikayeleri, kabus gibi doğumlar, kolik bebekler, yemeyen çocuklar, umutsuz ve mutsuz anneler v.s……..

Ama hayat çoğu zaman da tercihlerimiz değil midir? Anneliğin şanından olan kaygı fırtınalarına kapılacaksınızdır elbet zaman zaman ama az, ama çok. Evet ama nedir bu acele? Anı yaşayamama, ileri için hep endişelenme. İnsan varolduğundan beri süre gelen bu muhteşem süreci baltalamak insanın kendine ya-pacağı en büyük haksızlıklardan biridir. O nedenledir ki mucizeyi anlatmak, yazmak, paylaşmak isteriz. Sanki ilk doğuran insanızdır. Sanırız ki bu duygularını sizden daha çok kimse böyle yaşamamıştır. Doğru da düşünürüz. Çünkü her insan tektir ve biriciktir. Duyguları ve hisleri gibi. O nedenle yazarız ilk duyduğu-muz andan, ona kavuştuğumuz ana, ilk ses çıkarmasından, ilk doktor muayenesine, ilk adımından, ilk dişi-ne, ilk sözcüğü, okula başlaması, ergenliği, evlenmesi…..ve bir ömür yazar dururuz zamana inat. Bilsin isteriz, görsün isteriz onu nasıl sevdiğimizi.

O yüzden güzel anne, yaz yazabildiğin kadar, Nazım’ın dediği gibi;

“Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

Yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

yaşamak yanı ağır bastığından.”

 

Benim o harika bekleyişimdeki yoldaşım GlowDiary Hamilelik Anne Bebek Günlüğü olmuştu. Tasarımının sadeliği, kalitesi, içeriğinin naifliği, ince düşünülmüş ve muadillerine açık ara fark atıyor olmasını, elinize aldığınız ilk andan, yıllar sonra dönüp baktığınızda bile hissettirip, iyi ki dedirtiyor.

Deniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir